DanIel Castonguay


Biography Biyografi
Daniel Castonguay is a street photographer based in Montreal, Canada. He is among others, laureate of the award of the ‘Fine Art photo of the year 2019’, at the prestigious MonoVisions Photography Awards in London. Daniel began photography in 1979 as an extracurricular activity and without completely putting aside his passion for photography, he pursued his studies and obtained in 1989, a Professional Electrical Engineering degree at “Université du Québec à Chicoutimi” in Canada.

Living in a great city, he was naturally driven to street photography and depicting quotidian life in its simplest form. When he started in this field of photography, he worked according to the established standards of the style and at a certain point, he got bored of not being able to illustrate the mood of the “moment”. In order to give a more authentic touch to his work, audacious and greatly influenced by the early 20th century pictorialist movement and artists such as Alfred Stieglitz, Robert Demachy and Léonard Misonne, he began to process his imagery to make it a little more mysterious. This had the effect of combining simple moments of life with his state of mind, ending up in a unique “creative street photography” style, hence the name of his series “Quotidian Life”.

Daniel Castonguay, Kanada Montreal’de yaşayan bir sokak fotoğrafçısıdır. Diğer ödüllerinin yanısıra aynı zamanda Londra’daki prestijli MonoVisons Fotoğraf Yarışmasının “2019 yılı Sanat Fotoğrafı “ödülünün sahibidir. Daniel fotoğrafa 1979 yılında ders dışı bir faaliyet olarak başladı ve fotoğrafa olan tutkusunu bırakmadan, çalışmalarına devam etti ve 1989 yılında Kanada “Université du Québec à Chicoutimi “den Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu.

Büyük bir şehirde yaşaması onu doğal olarak sokak fotoğrafçılığına yönlendirerek günlük yaşamı en basit şekliyle ele almasına sebep oldu. Fotoğrafın bu alanında çalışmalarına başladığında, bu tarzın kabul edilen standartları doğrultusunda ilerledi ve bir noktada, “anın” ruh halini yakalayamamak onu bunalttı. Alfred Stieglitz, Robert Demachy ve Léonard Misonne sanatçılardan ve  erken 20. Yüzyıl Resimsellik akımından çok ve cüretkar biçimde etkilenerek, çalışmalarına daha özgün bir dokunuş vermek adına,  onları biraz daha gizemli hale getirecek şekilde işlemeye başladı. Bunun sonucunda “Günlük Yaşam” serisi, yaşamın basit anlarını kendi düşünce yapısıyla birleştirerek, eşsiz bir sokak fotoğrafçılığı stili şeklinde ortaya çıktı.

Özellikle sokak fotoğrafçılığında gündelik yaşamın basit anlarının beni yönlendirmesine izin veriyorum ve içgüdüm benim en iyi ortağım.

What can you tell us about yourself? Bize kendiniz hakkında ne anlatabilirsiniz?
I was born in the town of Dolbeau in Quebec, eastern Canada. As I have always been fascinated by science, aside from photography, I continued my studies until obtaining a Professional Electrical Engineer degree at the “Université du Québec à Chicoutimi” in 1989.

I became interested in photography as an extracurricular activity and being itself a science, I immediately discovered that it would bring me a lot.

Ben doğu Kanada’da Quebec’in Dolbeau kentinde doğdum. Fotoğrafın yanında bilim beni hep cezbettiği için, 1989 yılında “Université du Québec à Chicoutimi”’den Elektrik mühendisliği diplomamı alana dek çalışmalarımı sürdürdüm.

Fotoğraf ders dışı bir faaliyet olarak ilgimi çekti ve kendi içerisinde o da bir bilim olduğu için bana çok şey katacağını hemen fark ettim.

How and when did you start taking photographs? Ne zaman ve nasıl fotoğraf çekmeye başladınız?
As matter of fact, it’s a bit of a coincidence. In 1979 at the age of 13, I was part of a youth association that offered several activities and not being gifted for sports and group activities, I opted for photography. A damaged Minolta Autopak 700 coupled rangefinder, 100 feet roll of Kodak film, a darkroom and that’s where it all started.

Well, for learning, we made the most of the few books left in the darkroom and concentrated on finishing black and white films and photos, which required little in terms of equipment. For the rest, we went with trial and error and ended up using motley techniques like negative manipulation and texture making for photo finishing. In our great candor and naivety, we unwittingly without even knowing it, applied  in some ways some of the basic principles of the pictorialist movement which took off at the beginning of the 20th century.

Aslında bu bir tesadüf oldu. 1979 yılında 13 yaşındayken, farklı aktiviteler sunan bir gençlik kulübünün parçasıydım. Spor ve grup aktiviteleri bana hitap etmediğinden, ben fotoğrafı seçtim.  Başladığımda elimde arızalı Minolta Autopak 700 birleşik rangefinder kamera, 100 fit Kodak film ve bir karanlık oda vardı.

Öğrenmek için, karanlık odada bırakılmış kitapları en iyi şekilde değerlendirdik, ekipman olarak fazla ekipman gerektirmeyen siyah-beyaz film ve fotoğrafları bitirmeye yoğunlaştık. Geri kalan zamanda negatif manipülasyonu ve doku oluşturma gibi deneme yanılma yoluyla, fotoğraflar için çeşitli teknikler kullanırken bulduk kendimizi. Bu saf ve çalışkan çabamızda, farkına bile varmadan 20 yüzyılın başlarında ortaya çıkan resimsellik akımının temel ilkelerini kullanmış olduk.

What changed in your photographic vision since then and what remained the same? O zamandan bu yana fotoğraf vizyonunuzda neler değişti ve neler aynı kaldı?
The evolution of a photographer over the years is mainly based on his intention and the direction it takes. I believe that at the start of a career as an artist, it is essential to find your preferences by trying out several styles unless you find your own right away which is not frequent. Each artist has his own hidden style and finding it is a personal and sometimes difficult journey. Life experiences allow you to establish your own preferences and for me, the discovery of my own style is quite recent. All this is evolving while exploiting its own style, everything matures, everything gets refined, becomes more precise. The workflow takes a more fluid direction letting emanate the intention of the artist which is excessively nourishing, intellectually speaking.

However, one thing that has never changed is my passion for the magic that occurs when finishing negative rolls or photos. Certainly in the digital era, things have changed a lot but the magic of connecting to the discoveries of the images taken and the work of post production is a thrill of the moment.

Bir fotoğrafçının yıllar içerisindeki gelişimi temel olarak onun ne istediği ve seçtiği yol ile ilişkilidir. Bana göre bir sanatçının kariyerinin başında farklı stilleri deneyerek kendi tercihlerini bulması önemlidir. Bazen ise bu çok rastlanmasa da hemen kariyerinin başında bunu keşfedebilir. Her sanatçı kendi gizli üslubuna sahiptir ve bunu keşfetmek kişisel ve bazen zor bir yolculuktur. Yaşam deneyimleri kendi tercihlerini kurmanıza vesile olur ve benim için bu keşif oldukça yenidir. Bunların hepsi kendi üslubunun peşindeyken gelişir. Yani her şey olgunlaşır, netleşir ve bütünleşir. Entelektüel bir şekilde ifade edecek olursak, iş akışı sanatçının istediğini verecek şekilde daha dinamik bir yön bulur ve bu fotoğrafçı açısından çok besleyicidir.

Fakat, değişmeyen bir şey, negatifleri ve fotoğrafları tamamlarken oluşan büyülü ortam için olan tutkum.Dijital dönemde birçok şey tabiki değişti fakat çekilen fotoğrafların keşfedilişinde hissedilen duygu ve onları işleme süreci şu anda hala insanı heyecanlandıran bir şey.

Did you encounter any difficulties and how did you deal with them? Herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı ve bunlarla nasıl başa çıktınız?
Finding a balance in your work is a challenge. As we must find  harmony in everyday life, as an artist, I must find a sort of spiritual balance in what I create. Especially in the production of a series, as the creation of one image is mostly calling for another.

As long as I didn’t find myself a style, I was very uncomfortable not in what I was producing but rather whatever was going to happen in future productions. I can understand that one can have different tastes but when the production goes in all directions that is something much different. As soon as the intention of my series became clear, the work started to follow a single direction and became coherent. This consistency allowed me to find stability in the making of my images and to no longer worry about future productions.

Çalışmanızda bir denge bulmak bir meydan okuyuştur. Bir sanatçı olarak gündelik yaşamda bir denge tutturmak zorunda olduğumuzdan, ortaya çıkardığım şeyde bir tür ruhsal denge bulmak zorundayım. Özellikle bir serinin üretimi esnasında, bir fotoğrafın yaratılışı çoğunlukla bir diğerini çağırmaktadır.

Kendi üslubumu bulmadan evvel, yaptıklarımdan dolayı değil de ileriki dönemlerde neler üreteceğim konusunda huzursuzdum. İnsanların farklı zevkleri olduğunu anlayabilirim, fakat fotoğraf üretimi çok yönde devam ederse bu tamamen başka bir durum. Serimin ne olacağı netleşir netleşmez, çalışma belli bir yöne doğru akmaya ve anlamlı hale gelmeye başladı. Bu tutarlılık benim fotoğraflarımı oluştururken sağlam bir duruşa sahip olmama izin verdi ve artık gelecekte üreteceklerim için kaygılanmayı bıraktım.

What gear do you usually use? Have you got any favourite equipment? How much does equipment matter in taking great images? Genellikle hangi ekipmanı kullanıyorsunuz? Favori ekipmanınız var mı? İyi fotoğraf için ekipman ne kadar önemli?
Since 2010, I mainly work with a Pentax K-x (APS-C), it’s a small, robust and light reflex. As for the lense, at one point I was using a nifty fifty lens (50mm f1.8) but switched to a 16mm which allows me to leave room for the subject and capitalize on a decor favoring the geometry and general aesthetics of the image.

In the particular style that I practice, it doesn’t help much to use a sophisticated camera since the result is often made up of static blurs during shooting and those induced in post-production. Maybe an f2.8 or larger lens can be very useful since my images are taken in cloudy, rainy weather and low lighting.

2010’dan bu yana temel olarak küçük, sağlam ve hafif bir refleks kamera olan Pentax K-x (APS-C) ile çalışıyorum. Lens olarak ise bir zamanlar bir şık elli (50mm f1.8) kullanıyordum fakat sonradan konuya daha çok yer bırakıp fotoğrafın estetiği ve geometrisi açısından dekora yoğunlaşan   bir 16 mm lense geçtim.

Üzerinde çalıştığım belirli stilde sonuç çekim esnasında ve sonrasında eklenen statik bulanıklık ile oluşturulduğu için sofistike bir kamera kullanmanın anlamı yok. Fotoğraflarım bulutlu, yağmurlu hava ve düşük ışıklı ortamlarda çekildiğinden f2.8 veya daha yüksek diyaframlı lens kullanışlı olabilir.

How do you improve your vision? What would you advise other photographers to do? Vizyonunuzu nasıl geliştiriyorsunuz? Diğer fotoğrafçılara ne önerirdiniz?
I often speak of intention in photography. More particularly in street photography, I let myself be guided by this intention of depicting simple moments of everyday life and intuition is my best ally. We’re not talking about relentless research here on how to improve the vision, but rather feeling comfortable in what you’re doing. All of this is everything from the moment you take the camera in the field to finishing in the dry lab. In my opinion, if your intention is clear to you and you feel at ease with it, subconsciously you will surprise yourself with emerging ideas and results. Genellikle fotoğrafta niyet hakkında konuşurum. Özellikle sokak fotoğrafçılığında gündelik yaşamın basit anlarının beni yönlendirmesine izin veriyorum ve içgüdüm benim en iyi ortağım. Burada vizyonu geliştirmek adına acımasız bir araştırmadan bahsetmiyoruz. Daha çok kendini rahat hissetmekten konuşuyoruz. Bu sürecin tamamı sahada fotoğraf makinasını elinize almak ile başlar ve kuru laboratuvarda biter. Bence, amacınız netse ve kendisini rahat hissediyorsa, bilinçaltınızda yeni fikirler ve elde ettiğiniz sonuçlarla şaşırırsınız.
Are there any photographers that inspire you? Size ilham veren fotoğrafçılar var mı?
Years ago, in my readings on the history of photography and documentary reviews, I got fascinated by the pictorialist movement. At that time I already loved the use of textures in general, but the pictorialist movement spoke to me much more about poetry than photography in the pure sense of the term.

At the end of the 19th-century and the early 20th, the pictorialist movement took shape. This very short-lived movement of about 25 years ended gradually with the onset of the First World War.

Artists such as Alfred Stieglitz, Robert Demachy and Léonard Misonne to name a few, produced a style-forging artistic substance not only by creating images but by attributing artistic characteristics to their works to a point where photography has become and has been recognized as an art form. In addition to breathtaking compositions, these artists pushed the audacity by imposing a specific aestheticism characterizing pictorialism.

In more recent times, Saul Leiter’s photographic style and personality is, in my opinion, the pure definition of audacity. In his remarkable period of color, Leiter made us discover his way of seeing his neighborhood in a unique vision. The simplicity, emotion and audaciousness of his works, as well as the modesty of the character himself, have made Saul Leiter a reference and a great source of inspiration in photography as well as in life in general.

Joel Meyerowitz’s vision of his urban environment and his fascination with actors in everyday life is an inspiration in itself. The exceptional quality of his photographic work is due, certainly, to his immense talent in addition to his understanding of people. His intuition is an asset that values ​​all of his work. For me, Joel Meyerowitz combines emotion, intuition and consideration of everyday life, essential qualities of a street photographer.

By bringing together the main qualities of these masters of photography, we manage to transcend the photographic medium to achieve a whole philosophy of work.

Yıllar önce fotoğraf tarihi ve belgesel yorumları okuduğumda, resimsellik akımından etkilendim. O zamanlar, genel anlamda doku kullanmayı severdim fakat resimsellik tam anlamıyla benimle fotoğraftan ziyade daha çok şiir olarak konuşuyordu.

19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında, resimsellik akımı başladı. Yaklaşık 25 yıl süren bu kısa süren akım, aşamalı olarak birinci dünya savaşının çıkmasıyla sona erdi.

Bir kaçının adını verecek olursak as Alfred Stieglitz, Robert Demachy ve Léonard Misonne gibi sanatçılar, bir stil yaratan sanatsal bir madde oluşturdular. Bunu sadece imajlar yaratarak yapmadılar. Bunun yerine eserlerine fotoğrafın sanat unsuru haline geldiği ve halen öyle sayıldığı sanatsal karakteristikler yüklediler. Nefes kesen kompozisyonların yanı sıra, bu sanatçılar resimciliği karakterize eden belli bir estetiği vurgulama cüretinde bulundular.

Daha yakın zamanda, bence Saul Leiter’in fotoğraf tarzı, cüretin tam karşılığı. Kendisinin göz alıcı renk döneminde, Leiter bize mahallesini görüntüleme tarzını eşsiz bir vizyon ile bize keşfettirmiştir. Onun eserlerindeki sadelik, duygu ve cüret, kendi karakterinin tevazusuyla birlikte, genel yaşam ile birlikte Leiter’ı ilham konusunda bir referans ve büyük bir kaynak yapmıştır.

Joel Meyerowitz’in şehirsel çevresinin vizyonu, ve aktörlerin günlük yaşamdaki hallerine duyduğu hayranlık kendi başına bir ilham kaynağıdır. Fotoğraftaki istisnai kalite kesinlikle büyük yeteneği ve insanları anlama sanatı ile ilgilidir. Onun içgüdüsü bütün eserlerine değer veren bir özelliktir. Bence Joel Meyerowitz sokak fotoğrafçısının temel öğeleri olan gündelik hayattaki duygu, içselliği ve düşünceyi birleştirmektedir.

Fotoğrafın bu ustalarının temel değerlerini bir araya getirerek,  fotoğraf kavramını bütünsel felsefi bir düzeye getirmeyi başarıyoruz.

What makes a photograph valuable to you? Sizce bir fotoğrafı ne değerli kılar?
As the appreciation of a work is very subjective, there are therefore no criteria or measures to judge whether a work is good or not. A work must surprise me, lead me to know more about the artist.

But it remains that in all its forms of presentation and all styles combined, in my humble opinion, the two characteristics that will make me spontaneously like an image are geometry and aesthetics and one does not go without the other.

Bir eserin anlaşılması öznel olduğundan, bir eserin iyi olup olmadığını değerlendirmenin bir kriteri yoktur. Bir eser beni şaşırtmalı, beni sanatçı hakkında daha fazla bilgi edinmeye yönlendirmeli.

Fakat mütevazi bir bakış açısıyla, tüm sunum şekilleriyle ve tüm üsluplarıyla, bir anda bir fotoğrafı sevmeme sebep olan şey fotoğrafın geometrisi ve estetiğidir çünkü bir diğeri olmadan olmaz.

Where can we see more of your work? Have you got a website? Daha çok çalışmanızı nerede görebiliriz? Bir websiteniz var mı?
To follow the latest news on my activities as a photographer you can subscribe to my Facebook page at https://www.facebook.com/daniel.castonguay.165/. You can also follow my Instagram page at https://www.instagram.com/daniel.castonguay.165/.

For a more formal and official visit, my website https://dancastudios.com/ is the place to take a look at. In addition to my collection of images, you will of course find my statement, my exhibitions, the various recognitions I have received as well as a multitude of blog and magazine articles and publications that I invite you to read.

Bir fotoğrafçı olarak benim hakkımdaki son haberleri almak için facebook sayfam olan  https://www.facebook.com/daniel.castonguay.165/  üye olabilirsiniz. Aynı zamanda instagram sayfamı takip edebilirsiniz. https://www.instagram.com/daniel.castonguay.165/.

Daha resmi ve formal bir ziyaret için web sitem https://dancastudios.com/ ziyaret edebileceğiniz yerdir. Fotoğraflar koleksiyonumun yanı sıra, manifestomu, sergilerimi, aldığım çeşitli ödülleri ve okumanız için sizi davet ettiğim miktarda blog ve dergi makalelerini ve yayınları da orada bulacaksınız.

Have you got a message for new photographers? Fotoğrafa yeni başlayanlara öneriniz nedir?
Since the advent of digital technology, there has been a silent revolution in imaging. Photography is no longer reserved for an artistic “elite”, photojournalists or media distribution. Several new photographers have emerged without understanding the very essence of photography which is an art and must remain an art, and at some point it’s sad. However, I understand that the learning curve for a new photographer is long and time consuming, but if from the start they understood that photography is an artform, that photographer will essentially produce artistic work and strive to evolve in the style and quality of the work. Dijital teknoloji ile birlikte, resimlemede sessiz bir devrim olmaktadır. Fotoğraf artık sadece sanatsal bir “elit” grubun parçası, foto-muhabirliği ve medya dağıtım aracı değil. Sanat olan ve sanat olarak kalmaya devam etmesi gereken fotoğrafın özünü anlamamış olan yeni fotoğrafçılar oluştu ve bir noktada bu üzücü. Yeni bir fotoğrafçı için öğrenme süreci zor ve zaman alıcıdır. Fakat en baştan fotoğrafın bir sanat biçimi olduğunu anlarlarsa,  o fotoğrafçı temel olarak sanatsal eser üretecektir ve o tarzda ve yaptığının kalitesinde ilerlemek için çabalayacaktır.

Röportaj ve Çeviri: Çiçek Kıral
Sayfa Tasarımı: Okan Yılmaz

Previous E-Sergi Katılım Daveti: Su ve Yaşam
Next Tansu Gürpınar İle Söyleşi

4 Comments

  1. semra bayar
    10 Şubat 2021

    Hi Mr Castonguay,
    We are happy to host on our website. Thank you very much on behalf of our association.
    Each of your photos took us to the magical world of art, through the flow of life on the street. We needed touches of art in the harsh reality of the pandemic .
    Semra Bayar
    Chairman – EFSAD

  2. 08 Şubat 2021

    Thank you very much for the kind words.

  3. Çiçek Kıral
    07 Şubat 2021

    Your images have great impact on the viewer. They convey daily life in its purest form. I admire your style very much.
    Fotoğraflarınızın izleyici üzerinde etkisi büyük. Gündelik yaşamı en yalın haliyle yansıtıyorlar. Tarzınızı çok takdir ediyorum.

  4. 07 Şubat 2021

    Dear Daniel;
    Your style is unique and also awesome. Thanks for sharing.


    Tarzınız benzersiz ve aynı zamanda harika. Paylaşım için teşekkürler.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir