FOTOĞRAF, DÜZENLEME, AYAR VE RİTİM


FOTOĞRAF, DÜZENLEME, AYAR VE RİTİM:

Faruk ATALAYER.*

1-FOTOĞRAF, DÜZEN, ANLAM:

  Fotoğraf, bir anlamda da, “foton” (Işık enerjisi taneciği.), ile “grafik” (Yazı, çizi ile gösteren oluşturma.) kavramlarının “foto-graf” olarak evliliği gibidir. Fotoğraf için, IŞIĞIN RESİMLEŞMESİDİR, denilebilir.

  Her plastik sanat-tasarım üretimi (ki en mekanik tasarımlar bile) bir “görsel iletişimdir.” İnsanın, duygu, düşünce, inanç, felsefe, ahlak vs gerekliliklerini ve gereksinimlerini “iletmede,” kullandığı en zengin, en yaygın, en etkin bir iletişim dili de FOTOĞRAFİK GÖRÜNTÜ ÜRETİMİDİR.. Çünkü fotoğraf, çekenin beyin yapısına, felsefesine, inancına, dünya görüşüne uygun bir seçmeyi yansıtır.

 Kendine özge tekniği ve teknolojisi ile “somut görünen” üreten fotoğraf, hem bir “doğrulayıcı,” hem de bir “nesnelleştiricidir.” Fotoğraf, mercek sistemlerindeki, baskıdaki (hatta bilgisayar etkinliklerine dayalı) değiştirme özelliklerine karşın, daima “görüneni doğrulayan” görünümlerin “kopyalanmasıdır.” Fotoğrafta kaydedilen görüntüler, kaydedilenin gerçek varlığı değildir. Fotoğraf görüntüleri, “gerçeği temsil edendir.” Ama bu temsil edişte, “doğrulayan gerçek bir benzerlik,” fotoğrafın büyüsünü oluşturuyor. Fotoğraf, gerçeğin kendisi değil, ama “yapay bir gerçeklik” olarak “yeniden nesnelleştirilmesidir.” Bu yapay gerçekliğin, “çoğaltılabilirliliği” ise, fotoğraf nesnelleştiriciliğinin diğer bir gücüdür.

  Uzayı kapatan her şey (haçim, ağırlık, yoğunluk olarak) bir varlıktır. Varlıktan yansıyan ışığı “kaydetmek, kopyalamak” (Ki insani bilgi, bir kopyadır.), hem her varlığın, hem de fotoğrafın bir bir “oluş” olduğunu, “basit bir kopyalama olmadığını,” değişim diyalektiğinin gerçekliğini kanıtlar. Ancak varolan bilgiside vardır. Bu yüzden, varolmayanın fotoğrafik görüntüsüde olmaz. (Bu çıkarsama fantastik, bilimkurgu görüntü örgülerini yadsımaz. Çünkü onlar, gerçekten edinilmiş bilgilerin çarpıtılması /deformasyon/, başkalaştırılması /Metemorfoz/, abartılması, dönüştürülmesi /Transformasyon/, çoğaltılması, gizlenmesi /Kamuflaj/ vs olarak kullanılmasına dayanmaktadır. Gerçek yoksa fantazide, bilimkurguda yoktur.)

  Fotoğraf, “ışıkla oynaşmak, ışıkla dans etmektir.” Işığın şiddeti, dağılımı, yansıma güçü, girişimi, emilme oranı; fotoğraf görüntü düzeninin nesnelliğidir. Bu bağlamda fotoğraf, insani bilginin de bir yansımasıdır. İnsani bilgi yoksa, fotoğrafda yoktur. Fotoğraf, ışığın yansıttığı görünümleri, ARDIL değil EŞ ZAMANLI sunar. Bu sözle anlatılamayacak pek çok şeyi, bir anda ve birarada iletme üstünlüğüdür. Üstelikte, asla bazı insanların göremiyeceği şeylerin (hatta bir daha yinelenmesi olanaksız olanların bile), kolay, doğru ve yapay da olsa nesnel bir gerçeklikle PAYLAŞIMINI sağlayan iletişim gücüdür. Doğayı, toplumu, insanı, yaşamı, “anlama, anlamlandırma ve anlatmadır,” insanların “paylaşımına sunmadır.”

  Fotoğraf temel ve doğrudan “bilgi kaynağıdır.” İnsanın bilgi birikiminin “yüzde seksen dördü” görsel esaslıdır. Görerek edinilen bilgi, gerçeği doğrudan anlamaya, kavramaya yarar. Fotoğraf bir görüntü varlığı olduğu için, gerçeğe en yakın bilgi edinmeyi sağlar. Anlık değişkenliği ve ardıllığı içindeki akışkan gerçeklerin, bir anda derin belleğe kaydı, çoğu zaman olanaksızdır. Fotoğraf, “tekrar tekrar görme olanağı” sağladığından, bilgi edinmede ve deneyim kazanmada, en benzersiz dildir.

  Fotoğraf, “görüntü avlama” sanatıdır. İste anlık olsun, ister kurgu, bilinmeyenin, fark edimeyenin, bulunmamışın, gözlemlenmemişin, kendine özge bir varlık olarak “yakalanıp, yansıtılması” fotoğraf, “paylaşım olanağıyla” sağlamaktadır. Görme yoluyla algılayan, kendi için anlayıp, anlamlandırandır. Fotoğraf ise, seçip-avladıklarıyla, sınırsız sayıda göze, anlama ve bilme olanağı sunan tek güçtür.

  Yaşam, yaşandığı her anıyla, insana göre anlamlı olandır. Yaşamı yaşamada, fotoğraf yaşama en yakın, en benzer değerleri sunan bir yapay varlıktır. Fotoğraf, YAŞANMIŞLIKLARIN, kendine özge bir gerçekliğidir. Doğasal, sosyal, bireysel “yaşanmış her şey”; daima “bitmiş olandır.” Doğadaki, toplumdaki (sınıflara, zümrelere ilişkin her şey olarak) her olay, her gelişim, her deneyim, yaşama ilişkin “bir anın,” geride kalan tek “görsel blgisidir.” Üstelikde, en geniş boyutuyla, “eşzamanlı” kopyalamayla, “yaşanmışlıkları anlamıyla sürdürendir.” Olanı, farklı acıdan, farklı yükseklikten, farklı uzaklıklardan gösterebilendir.

  Fotoğraf, plastik öğelerinin bir düzenidir. Noktadan çizgiye, renkten biçime kadar fotoğrafın “görüntü örgüsü”; hem varolan düzenleri kaydeder, hemde çekene göre bir düzen oluşturur. Fotoğraf, yapay veya doğal ışığın, bir an’a ilişkin “dağılım ve yayılım düzeninin” yakalanıp, geleceğe aktarılmasıdır. Varlık ışığı hem emer, hemde kırıp-yansıtır. Yüzeyler için bu bir “aydınlık değeri” yani “ton” olarak “leke” ve “renktir.” Her üç boyutlu varlık, ışık altında farklı tonlarla (Gölge, yarı gölge, aydınlık, tam aydınlık olarak..) görünür. Plastik dilde, “ton” olarak “ışık-gölge” denilen “koyuluk ve açıklıklar,” fotoğraf görüntü yüzeyinin üç boyutlu düzenini oluşturur. Ayrıca “ton değerleri,” konuya, içeriğe, çekenin görüşüne göre, “temsil eden, benzer ve anlaşılır” görüntüyü “anlamlandırır.” Dolayısıyla, fotoğrafın en can alıcı örgütlenme öğesi, SİYAH-BAYAZ ton düzeni ve dengesidir. (Basılmış fotoğrafda, göz kısılarak denetlenir.) Kadraj: çercevedir, sınırdır. Klasik anlamda, “sınırlanmış-çercevelenmiş alanda düzen kurmak”; anlama, bildirime (mesaja), iletilene UYGUN OLAN yerleşim yapısını sağlamaktır. Düzen, yani “kompozisyon” denilen fotoğraf yüzeyinin örgütlenme biçeminin çeşitleri şunlardır.1-MERKEZİ, 2- ALTINORAN, 3- ÜÇGEN, 4- SİMETRİ, 5- EKSENSEL, 6- TEKRAR, 7- SAÇMA (ABSÜRT), 8- SINIRSIZ, 9- SERBEST. (Başka bir yazının konusu olduğundan, saldece adları belirtildi.)

2-FOTOĞRAF, AYAR (BLANS) VE RİTİM:

  Fotoğraf, isterel kumandasında,” isterotomatik olsun, bir çok “ayarın yapılmasını” gerekli kılar. Klasik kameralarda, filmin ASA’sı ile makinanın “uyumlandırılması” gerekir. Işığa göre “kamera çekim hızı” ile “diyaframın” uygunluk ayarı gerekir. Görüntünün “oluşum, gelişim, hareket hızı” ile “çekim hızın” (estantane) ayarlanması gerekir. Çekilen, ışık, kamera ilişkisi, doğru acı, doğru yön, uygun uzaklık ayarlarını gerektirir.

  Fotoğrafın plastik öğelerin düzeni, “çekenin estetik kaygısına” uygun bir ayarı içerir. Her çekim, çekenin zihin yapısının, kişilik ve karakter durşunun bir göstergesidir. Görüntüyü kaydedenin, “beyin güçlerini kullanım ortalamasından” daha ileri bir görüntü üretmesi olanaksızdır. Fotoğrafın plastik öğelerinin estetik değer ayarının başarısı; insanın kütür, eğitim ve bilgi reflekslerine göredir. Doğrudan bir eğitim ve öğrenmeyi gerektiren, plastik öğelerin estetik dil güçü, geliştirilmesi gerekendir. Bunlar “açık-koyu, ışık-gölge, az-çok, büyük-küçük, dar-geniş, ince-kalın, uzun-kısa, düz-kırık, düz-eğri, kırık-eğri, küresel-kübüksel, organik-inorganik, yapay-doğal, durgun-hareketli, ağır-hafif, parlak-opak, pürüzlü-pürüzsüz, ıslak-kuru ve renge ilişkin karşıtlıklardır.” Bu zıtlıklar, “birlik-tamlık-denge” oluşturacak bir ayarlamayı gerektirir.

Tüm bunlara karşın, en önemli ayar ki çekenin kafa yapısına bağlı olarak, “görünenle anlam ilişkisinin” ayarlanmasıdır. Fotoğrafın ileti başarısını, bu “anlam-gösterilen” arasındaki ayar nitelemektedir. Ayar ustalığı ne olursa olsun, başarılı veya başarısız her görüntü, daima “görsel bir ritim” oluşturur. Her fotoğraf görüntüsünün ritmi, “bozuk ritimle, başarılı ritim” uçları arasında bir yer tutar.

  Fotoğrafta, görüntüye gerçeklik duyarlılığını veren, görüntünün vurgulu-çarpıcı etkisini oluşturan, görüntü bütünlüğüne can veren, “beğeni ve özdeşleşmeyi/empatiyi” ortaya çıkaran, öğesel düzenin etkisi ritimdir. Her öğe bir güç kaynağıdır. Öğeler arasındaki tekrarlayan bağlantı düzeni ritimdir. O fotoğraf anlatım dilinin yarattığı, GÖRSEL HAREKETİN DÜZENİDİR. Fotoğrafta ritim; plastik öğelerin işlev, anlam dahilinde, tekrar eden guruplaşmaları, azlık-çokluk oranları, etkililik derecelenmeleri, bütünlüğü oluşturacak uyumluluk, akışkanlık etkilerinin düzenidir. Belirli ve tekrarı olan öğelerin, değişik güçte ve türevde kullanımıyla oluşandır. Öğeler arasındaki uyumlu benzerlikler, zıtlıklar, bunların tekrarlılıkları, bağlantıların YOĞUNLAŞMA ve SEYREKLEŞMELERİ ile açığa çıkan düzendir. Genel olarak ritim, “dokuya, renge, biçime, aralıklara, tona, çizgiye” dayalı adlandırılır. Ama fotoğrafa daima bir tür ritim egemendir.

 Her şey, varılan soyut-somut her şey daima bir ritme sahiptir. Ritimsizlik, BOZUK-KUSURLU, BAŞARISIZ ritim anlamına gelir.

 Kısaca fotoğraf, görüntü düzeninden, plastik öğelerin bilincine, ayarlardan ritme kadar pek çok bilgi, deneyim gerektirmektedir. Yaygın olan kanaatin aksine (Fotoğrafçılık çok kolaydır gibi…); bilgi, deneyim, eğitim, ısrarlılık ve tam olarak BİREYSEL ALIN TERİ GEREKTİREN bir estetik iletişim dili, sanatıdır.

BİLİYORMUSUNUZ? ARMUT PİŞ, AĞZIMA DÜŞ DEYİP, EVRENSEL BAYŞARI KAZANMAK OLASI DEĞİLDİR.

Previous Fotoğraf Gösterisi yapıldı (Kapadokya)
Next FOTOĞRAFIN PLASTİK ÖĞELERİ VE DEĞERLERİ