FOTOĞRAF, ENTROPİ, ZAMAN VE YARATICILIK (1):


FOTOĞRAF, ENTROPİ, ZAMAN VE YARATICILIK,(1):

Faruk ATALAYER

 

   Günümüzde, fotoğraf görüntüsü üretmenin yolları, çok çeşitlenmiştir. Kısa bir sürede öğrenilen çekim ve araç kullanma tekniklerinin kolaylığına karşın, “güzel, estetik, tüketilemeyen, başarılı” fotoğraf varlığı üretmek ise, olağanüstü zordur. “Görüntü avcılığı,” her insan için “zevkli çaba” olarak algılanmasına karşın, yaratıcı başarı kazanmak çok ağır bir çalışmayı, yoğun bir “bireysel alın terini” gerektirmektedir. Fotoğraf, bilinenlerin tam aksine, zorlu bir alandır. Kesintisiz bir biçimde okumadan felsefe alanlarıyla ilgilenmeyi, “yeni görüntüler” kovalamayı, bazen de bir fikir, kavram (moda deyişle konsept), konu tarafından “esir alınmayı” gerektirmektedir.

   Az biraz bilme ve işlem tekniği ile, “deklanşöre” basılarak “seçilen” görüntü varlıkları, bir anlamda fotoğrafik gerçeği doğrulamış olur, ama hepsi kullanılmaz, depolanır veya atılır. Her görüntü varlığı kaydetme işi, güzel ve başarılı olmamaktadır. Çekilenlerin çoğunun devre dışı kalması gerçekliği, bıkmadan, yineden yineden “yakalama” denemelerinde bulunmayı gerektirdiğinden; ilgilenenlerin çoğu ya erken “vazgeçer” veya “çalışıyor(muş) gibi görünüşleri oluşturur. Bu tipiklikler, fotoğrafın “aşırı alın teri gerektirdiğini” doğrular. Yani ışıkla, zamanla, kişilik öğeleriyle, kararlılıkla ilişkili başarılılık, “işlemsel basitlikle” tam bir aymazlık/uyumsuzluk içererek, zor, yorucu, “acımasız bir yaşam biçimi alanı” oluşturur.

   İki kuru odun, düzenli birbirine sürtülürse, ısıya ve ateşe dönüşür. Ama, zamanın bir anında gerçekleşen bu dönüşüm, tersine çevrilemez. Ateş ve ısı: iki oduna dönüştürülemez. Bir bardak sıcak-kaynamış çayla, bir bardak soğuk çay karıştırılırsa, “ılık çay” elde edilir. Ama ılık çay, yineden sıcak ve soğuk çaya dönüştürülemez, ayrıştırılamaz. Bunlar, Kuantum Fiziğinin “geri dönülmezlik” gerçekliğidir. Zamanın “geri dönüşsüzlüğüyle” eşdeğerdir. Ama, fotoğraf, önceyi, “geçmişteki şimdiyi” yeniden, “benzer, en yakın şey olarak” canlandırabilir, kendine özgü gerçekliği ile “temsilen” yineleyebilir. Fotoğraf, evrensel zaman içinde bitmiş bir an’a, geçmişe döndürülebilir, zamanı, andırım (temsilsel) olarak geriye çevirebilir. Çünkü fotoğraf, evrenin bir noktacığındaki, ışıkla yoğrulmuş akışkan zamanı yakalayıp, dondurma ve aktarma sanatıdır.

   Zaman, tüm evreni kapatan ve evrenin en uzaktaki enerji birimleri ile kesintisiz ilişkililiğiyle, kendine özge gerçekliği olan, “tersine döndürülemez ve durdurulamaz” bir uzay boyutudur. Entropik (Dağılma, saçılma, ayrışma, çözülme.) acıdan, tüm evrende zamanın hızı ve yönü, “fiziksel” olarak tersine çevrilemez. Işık da, evrenin bir enerji gerçekliğidir. Işık, zaman içinde ve zamanla ilişkili olarak yol alır, dağılır, saçılır. Bu kaos plazmasında ışığın “sapmadan, kırılmadan, yutulmadan” (“absorbe” edilmeden- emilmeden) yayılımı olanaksızdır. Işık enerjisi, zamana göre yönü, yoğunluğu, frekansları değişendir. Zaman doğrudan yakalanamaz. Işık hızıyla yol alınırsa ağırlatılabilir, maddi olan varlığına ulaşılabilir. Ama, “zamanla ilişkili ışığı tutuklamak, dondurmak,” zamanın bir anını “yakalamak” olasıdır. Yapay da olsa, nesnel bir gerçeklikle, donmuş, yakalanmış anlar, “geleceğe taşınabilendir.” Fotoğrafi, tam anlamı ile, “yansıyan-yutulan” ışığın, zamanın bir anındaki “yansıtanına” bağlı değerlerinin yakalanması, dondurulması, tutuklanmasıdır. Işık, ancak zaman içinde vardır. Zaman yoksa, kaos da, evren de, özdek de, ışık da yoktur. Dolayısıyla, yapay bir gerçeklik olan fotoğrafta, ancak zaman içinde ve zamanın bir anına ilişkin olarak vardır. O, zamanın, insana göre yapay bir gerçeklik olarak yakalanmasıdır. Yakalanıp tutuklanan her ışık örgüsü, evrensel entropik ilerleyişin asla etkilenmeyeceği bir gerçeklikle, zamanı, bir anı, bitmiş olanı, geçmişte kalanı geleceğe, şimdiye taşımadır.

   Şimdi,” zaman içinde “bir an” için varolandır. O ANTİENTROPİK bir paketlenme (uzayı geçici bir süre kapatıp, mekan varlığı olarak örgütlenmedir…), özdekleşmedir. Ama, aynı anda  şimdi”, hemen o an, daima “geçmiş” oluverendir. Her “şimdi,” aynı anda, tükenip, “geçmişleşendir.” Geçmiş ise dağılıp, tükenen, enropiye dönendir. Ama “şimdi” asıl olarak, “geleceğin doğumudur.” (Şimdi olmadan, gelecek olamaz.) Her şimdi aynı zamanda, geleceğin başlangıcıdır. Antientropi yasalarıyla her paketlenen, varlıklaşan, hacim-mekan kazanıp denge sağlayan her “özdek,” varolduğu andaki zamanı da içinde taşıyandır. Her özdeğin yaşı, doğum anı, paketlenme düzeni içinde tutukludur. (Karbon 14 gibi tekniklerle, her özdeğin yaşı ölçümlenebilir.) Fotoğraf hem bu anlamda özdeksel yaşa ( Kağıdının ve kimyasının oluşma anına. ) sahiptir, hem de yansıttığı ışık değerleriyle (görüntü öğeleriyle), o anı benzer, kopya olarak “muhafaza edendir.” Her şimdide varolmayı başaran, geleceğin öğelerini de içinde taşımaktadır. Güzel, başarılı fotoğraf, “geleceğe hitap eden”, geleceğe “farklı değerleri aktarıp,” yansıtabilendir.

   Antienropi, mekanik yasaları kapsamında, “entropinin, dağılmanın, ayrışmanın, tükenmenin, bitmenin, saçılmanın” geçici de olsa durması,  özdeksel bağlanma, tutunma ve dengenin korunmasıdır. Zaman: enerjiyi, tüm özdeği kapsayacak biçimde, “o anları,” o anlarda oluşan, paketlenen, tutunan her şeyi etkiler, izini bırakır ve yoluna, yönüne şaşmaksızın devam eder. Açıkçası, her “şimdi”, bir kez olarak, Kuantum yasalarına göre olan her şeyde yansır. (Daima paketlenip, denge kazananda yer tutar, bulunur.) Ama varolan paketlenme; düzeni ve direnci ne olursa olsun entropiye yönelirken, o anı, zamanı da geçici bir süre bünyesinde taşır. Zamanın her anı, “ölçümlenemeyecek” bir süre içinde varlık da, özdek de yansır, özdeğin içine işler. Ama evrensel boyut da, hiç şaşmaksızın devamlılık içerdiğinden, “şimdi” fark edilmeyecek bir sürede bitip,  gelecek olarak” gerçekleşir. Şimdinin ne “varolması” durdurulabilir, ne de geçmişleşirken, geleceği doğuran bitişi. Ama “şimdi,” ışık vasıtasıyla avlanabilir, yakalanabilir, yapay varlıklar içinde, özgül bir gerçeklik olarak geleceğe taşınabilir. Bu üretimin özel bir açılımı da fotoğrafdır. Her fotoğraf yaşamın bir anının tutuklanıp, yakalanmasıdır. O hem bitmiş olandır, hem de bitmişi geleceğe taşıyandır.

   Görüntü kaydetmek, fotoğraf varlığı üretmek; antientropiye, varlık kazanmışa, “şimdide olana”, denge durumunu muhafaza edene, gerçeğe ilişkin, en benzer,  en uygun görsel dili kullanıp, nesnelleştirmektir. Yani fotoğraf, entropiye, şimdiye, varlığa, insani bir müdahaledir. Bu acıdan fotoğraf, şimdiliğin, o an içinde olanın, geçicide olsa denge içerenin, nesnelliğin “doğrulanmasıdır.” Doğrulama ise; “yeniden kullanılabilir, muhafaza edilebilir, hemen tükenmeyip, geriye kalabilir” olandır.  Yani, “geçmişin,” yineden “şimdi’de” varlık olarak sürdürülmesi, temsil edilmesidir. Daha açıkça,  her fotoğraf ürünü, her görüntü varlığı; enerjinin, özdeğin varlık-nesne ( İster doğal, ister yapay olsun ) oluşturması gerçekliğinin yineden yineden yapılıp, bozulduğunun, oluşumlarını geçicide olsa sürdürdüğünün, dengesini muhafaza ettiğinin, o an için “değiştirilemez” olan bir kanıtıdır. Bu açıdan fotoğraf, antientropik bir durumun, “şimdideki bir anını doğrulayandır.” Hem kendisi antientropiktir, hem de antientropik olan ilginç, değişik, farklı bir görüntü oluşumunu muhafaza edendir.

   Işığın, düz bir doğrultuda, dalga olarak yayılan belirli frekansları, özdekle çarpışınca, bir kısmı emilir, bir kısmı kırılıp yansır. Fotoğraf, özdekten, varlıktan, ağırlık, yoğunluk, hacim içerenden, zamana bağlı her varolandan  yansıyan ışığı yakalanıp, dondurulması ile; olanların gerçekten o an için oluşan görünümlerinin kanıtsal göstergesidir. Çünkü varolmayanın, şimdileri bulunmayanın fotoğrafik görüntüsü de olamaz.

   Fotoğraf, zamanın bir anını yakalayan, görüntüsel varlık kazanmış “bilgi yumağıdır.” Her bilgi, bir antientropik varlıktır.  Fotoğraf bilgisi, yapay ama somuttur. Bu ise, görsel bilgi olarak ışığı, zamanı, mekanı, uzayı donduran fotoğrafın, anlamlandırmalarda hiçbir “araca” gereksinim duyurmadan aktarma, iletme güçü ve üstünlüğüdür. Fotoğrafın çevirmene/tercümana gereksinimi yoktur. O, bilgilerinin çok büyük bir yüzdesi görme duyumlarına bağlı olan insani bilmeyle ayniyet içeren, temel, gerçekliklere en yakın, en benzer bilgi varlığıdır. Doğa, yaşam her anıyla, her şimdi oluşumuyla varlıklaşan bir şeydir, yaşanılan olarak somuttur. Fotoğraf da, yakalayıp dondurduğu görüntü somutlukları ile “yaşama en yakın olan” şeydir. O, her şimdi olma özelliğini kaybetmişlerin, tükenmişlerin özgül bir gerçeklik olarak “yeni şimdilerde” andırılmasıdır. (Temsil edilmesidir.)

  Görme esaslı bilgi yoğunluğu içinde yaşayan insanlar için zaman, soyut ve gözle izlenemeyen, fark edilmeyendir. Hem zamanı, hem de yaşam anlarını alışılmadık, farklı, duyumsanmadık bir acıdan görünür kılma ve kalıcılaştırma fotoğrafın ana etkinliğidir.  Bu bağlamda, fotoğraf, “en üstün bilme ve katılımcılık aracıdır.” O doğada, toplumda, yaşamda, olaylar içinde “fark edilmemişleri, bilinmeyenleri, algılanamamışları” yakalayan ve geleceğe katıp, aktarandır.

  Hangi sınıftan olursa olsun, insanın terbiyeyle, eğitim-öğretimle edinip biriktirdiği bilgiler; “imler, simgeler, kavramlar, göstergeler, resimler, idoller-putlar, tabular, ilkeler” olarak (özellikle görsel yolla) kaydedilmiş değişmezliklerdir. Fotoğraf görüntüleri, insani bilgi birimlerine en yakın değerleri içeren görüntülerle, doğrudan algılamayı, anlamayı, bilmeyi yaratırlar. Yakalanan her şimdi, fotoğrafik öğeleri ile sözden, yazıdan daha hızlı, en zengin plastik dili oluşturur.

   Fotoğraf, evrenin her yerinde aynı anda kesintisiz gerçekleşen entropiden-antientropiden (Paketlenmeden veya dağılıp ayrışmadan) bir seçmedir. Estetik güzellik içeren bir görüntü, herhangi bir seçme-yakalama değil, kalıcı olan, tüketilemeyen ve bilgiye yeni farklı olanı katan, özgün bir “şimdiyi” seçmedir. Fotoğrafik yaratıcılık, geleceğe taşınacak bir “antientropik dengeden, entropik bir dağılmaya” kadar fark edilmemişi, bilinmeyeni, duyumsanmamışı, insan beynindeki sabit bilgi formlarından değişik olanı seçip, yakalamadır. Rastlantısaldan kurguya, olağandan beklenilmeyene kadar, “oluvereni” seçmede, dondurmada, “özel, özgün, özgül” yapay görüntü varlığı üretmek, fotoğraf iletişiminde yaratıcılıktır. Fotoğraf, salt bir denklanşöre basma işi değildir. Seçen, kendi kişiliğine göre, kendi kafa yapısına göre seçer. Herhangi biri, zamanı, ışığı algılayıp anlayan, yaşayan bir kişilik geliştirilmemiş ise; bağımlı, kul değerlerine göre seçme, kalıcı ve katılımcı olmayan görüntü üretmedir. Ama fotoğraf, aynı zamanda, kişiliği “kökten etkileyerek” farklı seçme ve meraklılığa kişileri adeta iteklemektedir. Kadraj ve vizörün insanı “birey olma” (seçip, karar veren olmaya), “orada olma” zorlamaları ve gereklilikleri: adeta kişiyi farklılaşmaya, ileri bir kişilik geliştirmeye çağrıdır, zorlamadır. Farklı görmek, farklıyı görmek; kişiliin farklılaşmasını getirir. Çünkü, her şimdi, yeni doğanı, “geleceği” içinde taşımaktadır. (Görüntü avlamakla uğraşan biri, asla aynı kalamaz, geçmişini aynen sürüdüremez.)  Farklı şimdiyi avlamak dürtüsü, hırsı, kişiyi adeta yaratıcılığa sürüklemektedir. Fotoğraf dilinin, “geçmiş, şimdi, gelecek” ile olan diyalektik ilişkinliğinin  ve girişikliğinin birey olmaya ben’i zorlaması, her sıradan insana bile  tanıdığı bir şanstır …

BİLİYOR MUSUNUZ? EYLEMEYEN, EYLEMLEŞMEYEN, HEP EĞİLİP, BÜKÜLMEYE MAHKUMDUR.

 

  

Previous FOTOĞRAFÇI, ESTETİK, ETİK VE YARATICILIK
Next FOTOĞRAF İÇERİĞİNİN ÖLÇÜTLERİ